“`html
Agos’un Hatırası: Hrant Dink’i Anmak
Merhaba, ben Leda Özber. Agos’ta otuz yıl süresince çeşitli görevlerde bulundum.
Bugün, Hrant Dink’in aramızdan alınmasının üzerinden 19 yıl geçtiği ve Agos gazetesinin 30. yıl dönümünü kutladığımız bir dönemdeyiz. Bu özel gün, hem derin bir üzüntü hem de büyük bir gurur duygusu içinde geçiyor.
Sizlere Hrant Dink ve Agos hakkındaki anılarımı paylaşmak istiyorum.
Tam 30 yıl önce Baron Hrant, Anna Turay, Luiz Bakar, Diran Bakar, Harutyun Şeşetyan, Sarkis Seropyan, Sandy Zurikoğlu, Setrak Davuthan, Arus Yumul, Nıver Lazoğlu ve Harut Özer ile birlikte bu gazeteyi kurma yolculuğuna çıktı. Anna, gazetecilik alanında tecrübeli bir isimdi ve Baron Hrant’ı mesleki dünyayla tanıştırarak destek oldu. Ayrıca, Usta Ümit Kıvanç, Kemal Gökhan Gürses ve Ender Özkahraman gibi isimlerin de Agos’la tanışmasına vesile oldu.
Amacı, Türkçe dilinde derdini anlatıp geniş kitlelere ulaşmak olan bir gazete oluşturulmaktı. Baron Hrant’ın beni bu oluşuma davet etmesi, benim için büyük bir fırsattı. Kısa süre içinde, dizgicilikten sayfa düzenine geçerek, çok değerli insanlar ile birlikte çalışma şansını yakaladım. Agos benim için sadece bir iş yeri değil, aynı zamanda bir okul gibiydi. Sayısız bilgi edindiğim ve dostluklar kurduğum bir ortam oldu.
Baron Hrant liderliğindeki yazı işleri kadrosunda, zamanla birçok yetenekli birey bir araya geldi. Hepimiz gazeteciliğin inceliklerini öğrenirken, meslek hayatımıza katkıda bulunduk.
Baron Hrant, enerjisi ve duygularıyla herkesi etkileyen biriydi. Habere hazırlıksız giden muhabirlerine karşı öfkesi ya da yanlış yapılan işlerdeki tavrı her zaman dikkat çekiciydi. Kadın mücadelesini desteklemesi ve Agos’un kadın yazarlar için bir platform oluşturması, onu özel kılan diğer bir yönüydü.
Agos, yalnızca bir gazete değil, aynı zamanda unutulmuş tarihini yeniden keşfetmek isteyen birçok kişi için bir dayanışma merkezi haline geldi. 90’ların sonlarına geldiğimizde, sadece basılı medya ile kalmayıp, akademisyenler ve kültürel araştırmalara yönelik destekle, toplumu aydınlatma çabası içine girdik.
Baron Hrant’ın öncülüğünde, Türkiye ile Ermenistan arasında barış sağlama çabaları her zaman öncelikli oldu. Sınırların açılması, her iki halkın bir araya gelmesi hakkında yazdığı makaleler ve katıldığı tartışmalar, onun vizyonunu temsil ediyordu.
Gazetemiz Agos, hem Ermeni toplumunda hem de genel kamuoyunda yankılar uyandırıyordu. Her zaman daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefledik. Ancak bazen bu hedeflerimize ulaşamadığımız anlar da oldu. Bu durumlarda Baron Hrant, “Bir kişi bile okusa, bu benim için önemli” diyerek bizi motive ederdi.
Ulusal medya da sonunda Hrant Dink’in sesine kulak vermeye başladı. Çeşitli televizyon programlarında yer aldı ve geniş kitlelere Ermeni toplumunun yalnızca homojen bir yapıdan ibaret olmadığını gösterdi.
Ancak bu tanınmışlık, Hrant’a yönelik tehditlerde artışa yol açtı. O, inandığı düşüncelerinden vazgeçmediği gibi, zor bir dönemde bile ayakta durmayı başardı.
19 Ocak 2007, Hrant Dink’in hayattan koparıldığı gün, pek çok kişiyi derinden etkiledi. Agos’un geleceği hakkında kaygılar taşırken, onun mirasını yaşatma çabalarımız başladı. Baron Hrant’tan sonra göreve gelen birçok yayın yönetmeni, Agos’un korunmasına ve ilerlemesine katkıda bulundu.
O gün, cenaze töreninde yürüyen on binlerce insan, Hrant’ın yarattığı değişimin bir kanıtıydı. Şimdi, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak bilinen eski ofisimize götürdüğüm kızım Lea’ya onun barışa olan tutkusunu anlatıyorum.
Hrant Dink için, birlikte çalıştığım ve kaybettiğimiz değerli şair Zahrad’ın kelimeleri bir anı niteliği taşıyor:
Siz hepiniz deniz –fırtınalı ve büyük–
Ben o denizin içinde
Ben o denizin içinde bir yağ damlası
Hülyalı –dalganın yüzeyinde–
Siz hepiniz –fırtınalı ve büyük–
Deniz yüreğimin içinde
Sözlerimi tamamlarken, Türkiye’deki basın özgürlüğü konusundaki endişelerimi dile getirmek istiyorum. Gazetecilere yönelik baskılar artarak devam etmektedir; birçok arkadaşımız hapsedilmiştir. Unutmamalıyız, gazetecilik bir suç değildir.
Bize yönelik zulümler sürse de, adalet ve hak arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Birlikte, insanca yaşamı savunmaya devam edeceğiz.
Teşekkürler. / շնորհակալութիւններ。
(VC)
“`