Bu yıllar sonra ilk buluşmamız. Canlandırdığı karakterlerden de gelen biraz mesafeli bir havası var. Ama Sezin Akbaşoğulları sohbete başlayıp duvarlarını indirdiğinde neşeli ve içinden geldiğince konuşan bir kadınla karşılaşıyorsunuz.
◊ Bu sezon bir sinema filmin, bir dikey, bir ulusal kanala dizin, bir de dijital projen olacak. Ne yaptın böyle, sezonu mu kapattın?
Aslında çok anormal bir şey değil ama bir anda duyunca çok büyük bir şey gibi geliyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
◊ Gayet büyük bir şey! Bu takvimi ‘2026-2027 sezonu benim olsun’ diye bir hırsla falan mı yaptın?
Umarım dediğin gibi olur (gülüyor). Hiçbir şeyi planlamadım, aslında denk geldi. Bu oyuncunun kaderi galiba, bazen bomboş oturursun, sonra bir anda her şey üst üste geliyor. Mutluyum, keyfim yerinde, oynayacağım bütün karakterleri ve işleri sevdim.
◊ Karakterler arası geçiş yaparken hiç mi karıştırmıyorsun?
Karışmıyorlar, bu aktörlük sanatının bir kası.
◊ Bazı oyuncular rolde kalabiliyor ve bunu söylüyorlar ama…
Kafaları karışmış herhalde. Bende öyle olmuyor. Gidiyorsun, oynuyorsun, bitiyor. Fiziksel olarak sette yorulmak başka bir şey. Eve gelirsin, üstünde bir yorgunluk vardır. Bütün gün koşmak gibi…
◊ Dizilerin, festival filmlerin ve birçok tiyatro oyunun var. Ama magazinde pek olmadın. Bu senin özel tercihin miydi?
Biraz çekingen ve utangaç biriyim. Kendimi öyle ortalara atamam, utanırım. Belki sebep bu olmuştur. Gittiğim galalarda falan filmi izleyip kaçarım. Bu biraz yapı meselesi galiba. Oyunculuğu sevmemdeki motivasyon da aslında biraz o. Kendimi ortaya koymuyor olmam. Oynarken daha özgür olabiliyorum, o yüzden oyunculukla kendimi ifade etmeyi seviyorum.
◊ Geldiğin noktada oyunculuğun sendeki karşılığı ne?
Oyunculuk kendimi tanımama sebep oldu, bir yaşam kılavuzu diyebilirim.
◊ Sende en çok neyi değiştirdi?
Kendi karanlık odalarıma girmemi sağladı. Ben nerede kapalı, nerede açığım? Enerjimi nasıl ortaya koyuyorum? Ne beni daha karanlıklara sürüklüyor? Bunların farkına vardım.
◊ Bu açıdan bakınca kendinle en büyük yüzleşmen ne oldu?
Kendi dünyasında yaşayan, belli bir çerçevesi olan, daha dar kafalı biriydim diyebilirim. Belki biraz da korunaklı büyüdüm, ondan kaynaklanabilir. Çevremi genişletti. Daha empati kurabilen biri haline dönüştüm. Bakış açım genişledi. Artık harika bir insan oldum demek istemiyorum ama duvarlara çarptıkça bu gibi şeyleri fark ediyorum.
‘BAZEN BAŞARI DAHA İLERİDE DEĞİL, DAHA DERİNDE OLUYOR’
◊ Şu an oyunculuk sektöründe en eleştirdiğin şey ne?
Daha derine değil de daha ileriye gitmeye çalışmak. Bunun bir başarı kabul edilmesi. Ama bazen başarı daha ileride değil, daha derinde oluyor. Çünkü bilgi öyle kazanılmıyor, kaza kaza derinleştikçe onu bilmiş oluyorsun.
◊ Oyunculuk dünyasında seni en çok ne kırdı?
Kırmak değil ama bazı haksızlıklar var. Mesela kadın ve erkek oyuncu arasındaki gelir eşitsizliği. Bir kadın oyuncunun, erkek oyuncuyla aynı pozisyonda olmasına rağmen daha az kazanması sektörün ayıbıdır. Setlerdeki kadın çalışan sayısının az olması da öyle. Bunlara kırılmadım ama bence düzeltilmesi gereken şeyler ki bir süredir üstüne konuşuluyor ve düzeldiğini görüyorum.
◊ Kendi adına seninle aynı yoğunlukta işi olan bir erkekle arandaki ücret eşitliğini sağlayabildin mi?
Asla sağlayamadım. Umarım sağlayabilenler vardır, çok azdır. Yani çok güçlü bir pozisyonda olman gerekir herhalde.
◊ 40’ını geçen kadınların anne rolüne sıkışması ama erkeklerin jön olarak devam etmesi de eleştiriliyor…
Kesinlikle. 40’tan sonra kendine bakan, sporunu yapan bir kadınsan rollerde ya ‘femme fatale’ (felakete sürükleyen kadın), ya kötü bir anne ya da iyi bir anne oluyorsun. Bu acıklı tabii. Çünkü ilgi çekici olan şey hikâyedir. 45 yaşındaki bir adamın karşısına 25 yaşındaki birini koyabilirsiniz. 45 yaşındaki biri 25 yaşındaki biriyle gerçek hayatta beraber olabiliyor da. Ama bizim hikâyemiz bu ilişkideki mekanizmayı incelemek mi yoksa bunları akran gibi göstermek mi? Akran gibi gösterdiğimizde komik oluyor. Tam tersiyse, yani 45 yaşındaki kadın ve 25 yaşındaki erkek beraber olduğunda da o kadın korkunç olarak gösteriliyor.

‘İLİŞKİMİN OLMASI HOŞUMA GİDİYOR’
◊ Aşk hayatının neresinde?
Şu an çok iyi değil, yalnızım ama dönem dönem iyi oluyor. Âşık olmayı seviyorum, ilişkimin olması hoşuma gidiyor. Ama sanırım yaşım büyüdükçe daha zorlaşıyor.
◊ Peki, neler değişiyor da daha zor oluyor?
Çok daha kolay âşık olabilen biriydim şimdi daha zorlaştı, herhalde insana bir olgunluk geliyor. O kadar heyecanlara da kapılmıyorsun.
◊ “Aşk bence bir çözümdür, insanı hafifletir” demişsin. Genelde aşkın kaos olmasından bahsederler…
Aşkın o tarafı vardır elbette. Ama aşkın kendisi böyle bir şey değil. Bence âşık olmak çok ilham verici bir şey. Bana çok iyi gelir, eğer bir de doğru kişiyse mükemmel.
◊ Nasıl biri ilgini çeker?
Çok zeki olması, beraber eğlenmemiz, komik olması, hayatta meşgul olduğu, onu heyecanlandıran bir şeyler olması lazım. Bütün bunlar beni çeker. Bir de beni güzel ve doğru seviyor olması önemli.
‘YETENEK İŞİN SADECE YÜZDE 15’İ FALAN OLABİLİR’
◊ Yıllardır bir sürü iş yapıyorsun. Sonra bir diziye giriyorsun. Sosyal medyası senden daha yüksek olduğu için birinin isminin senden önce yazılması, başrol olması sana neleri sorgulatıyor?
Televizyon dizileriyle ilgili bu sorgulamayı çok geçmişte yaptım. Çünkü ben okuldayken asla televizyonda oynamam; tiyatro, sinema yapacağım diyen bir öğrenciydim. Ama hayat öyle değil. O yıllarda dizi sektörü de gelişmeye başladı. Ben de para kazanmak, burada bir hayat kurmak için İstanbul’a gelmek istiyordum. Ve televizyon dizisinde oynamaya başladım. Ama her zaman, tiyatronun aksine biz felsefe yapmıyoruz, eğlendirmek için bunu yapıyoruz dedim. Dolayısıyla ‘bana bu veya öteki ne kazandırıyor’ gibi net ayrımlarım oldu. Hiçbir şey kalbimi kırmıyor… Ama şimdi genç bir oyuncu olsaydım ve Instagram’da takipçi sayım daha az diye oyunculukla ilgisi olmayan biri benim önüme geçseydi gerçekten kalbim kırılırdı.
◊ Oyunculuk şimdilerin gözde mesleği, göründüğü kadar tozpembe mi her şey?
Bu iş öyle kolay değil, sadece ünlü olmak istiyorsan influencer olursun, daha iyi bence.
◊ Sence günümüz sektöründe iyi oyunculuk mu kazanıyor, iyi ambalaj mı kazanıyor?
Eskiden yeteneğin her şey olduğunu düşünüyordum. Ama yetenek işin sadece yüzde 15’i falan olabilir.
◊ Bu kadar küçük bir kısmı mı?
Evet. Çalışkan, azimli, disiplinli, zeki olman, insan ilişkileri ve bağlantılarını doğru yapman yetenekli olmaktan önce geliyor. Bunlara sahipsen yetenekli olmasan da ilerlersin. Bunlar kolay özellikler değil. Bu sadece oyunculuk için de geçerli değil, hayatın her yerinde bu böyle. Ben de bu konulardaki eksikliklerimi kapatmaya çalışıyorum yıllardır.

‘PARTNERİM TARAFINDAN TACİZ EDİLDİM’
◊ Seni hayatta en çok tetikleyen duygu hangisi?
Öfke. Bu benden çok kolay çıkan bir şey. Birine bir haksızlık falan yapıldığını gördüğümde sakin bir şekilde ona müdahale etmekle öfkeli bir şekilde müdahale etmek arasında bir fark vardır ya, orada kendimi sakin tarafa çekebilmek isterdim. Biraz başarıyorum ama daha yol var.
◊ Meslekte 23 yıl içinde seni en öfkelendiren şey ne oldu?
İnsanların birbirine karşı kabalığı. Tartışabiliriz, stresli bir iş yapıyoruz. Ama kabalık beni sinirlendirir. Bir de tembellik ve yalan.
◊ Tüm dünyada ‘Metoo’ hareketiyle oyuncular yaşadıkları fiziksel, psikolojik taciz ve baskıları anlattı. Sen böyle şeyler yaşadın mı?
Tabii, başıma geldi. Taciz yaşadım, fiziksel bir şey de yaşadım. Küçümsenmek, “Sen ne biliyorsun ki” gibi şeyler de yaşadığım oldu. Bütün bunlarla aklımla mücadele ettim.
◊ Başa çıkabildin yani…
Elimden geldiğince…
◊ Taciz dediğin neydi?
Partnerim tarafından taciz edildim. Bunu yapımcıyla paylaştığımda da sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranıldı. Bu durumun işimle ilgili motivasyonumu epey bir etkilediğini ve beni psikolojik olarak yıprattığını hatırlıyorum.

